11 01 2016

Müslümanlar ellerine tutuşturulan silahlarla kendi kanlarını dök

"Bu zamanda en büyük vazife ittihad-ı İslam'dır" diyor Bediüzzaman. Çünkü küfür âlemi, Müslümanların ihtilaf ve inşikakından  istifade ederek, âlem-i İslamı devamlı olarak esaret altına almaktadırlar. İttihad-ı İslam’ın gerçekleşmesi ise, Müslümanların ilâ-yı Kelimetullah'ı maksad yaparak, meslek ve meşreplerinde ise kendilerinden olmayanı "kâfir" ilan etmekten vazgeçmeleriyle olur.   Evet, herkes kendi mesleğine "Hüve hakkun" demeli, "Hüve'l-hakk" dememeli. Veyahut "Hüve'l-ahsen" demeli, "Hüve'l-hasen" dememeli."   Herkes kendi cemaatini ve fikrini doğru bulabilir ve haktır diyebilir. Fakat sadece benimki haktır, doğrudur diyemez.   Veya en güzel benimki dersiniz fakat sadece güzel, benim görüşümdür,  diyemezsiniz. İslam âlemi bölünmüş ve Siyonistlerin kurduğu plan dâhilinde birbirini katlediyor. Bu fiillerini de, karşısındakilerin "kâfir" oldukları iddiasında bulunarak yapmaktalar.   Geldiğimiz konum ve dönem itibariyle Müslümanlar olarak Siyonistlerin kurguladığı tezgâhlara düştüğümüz apaçık ortada.   Dünya konjonktüründe, 11 Eylül saldırılarından sonra ABD başkanı "Artık savaşın Müslümanlar arasında ve Müslüman coğrafyalarında olacağını" ilan ediyordu.   Bu beyan herkes tarafından çok iyi bilinmesine rağmen İslam toplumları bu handikaplara nasıl düştüler ve düşüyorlar? Hadiselere "kader" boyutundan bakıldığında bunun sebebini çok rahat bir şekilde görebiliyoruz. Biz Allah'ın ipine sarılmak yerine, batının kokmuş, çürümüş f... Devamı

20 12 2015

Mavi Marmara olmalı ölüm bana

Bilmiyorum ki, ölüm beni nerede bulacak, ama biliyorum ki bir gün bulacak Öyleyse beni mutlak surette bulacak olan ölüm neden Korkutsun ki beni. O zaman ben onu bulmalıyım, bir soğuk sabahta, belki bir gemide, belki bir namluda Bir Furkan ya da bir Cevdet olmalı ölüm bana, tertemiz yaz yağmuru gibi karşılamalıyım onu Zulme karşı direnirken, belki de kapkaranlık bir gecede, Mavi Marmara olmalı ölüm bana Ve kaldırmışken bileğimi zalime, yarım metreden kurşun, ölüm olmalı bana Mazlumun, çaresizin derdinde, tasasında, inlemesinde; aşk olmalı, yakarcasına sevda olmalı ölüm bana Beklerken onu özlemlerle, ölüm gelip bana şahit olmalı, ben de yaşarken ona… Devamı

20 12 2015

Filistin

Filistin sen herzaman içten içe sızlayan, sıcak sıcak kanayan yaramsın. Zaferlerin en büyüğü sende saklı!.. Ve bağrında ki savaşçı yiğitler bu zaferin münevver savaşçıları. Selam onlara ve bu davaya sahip çıkanlara olsun... Devamı

19 02 2015

İnsanın Helâk-I Ferahındadır

Bir çarkın suyuna kapıldık gidiyoruz. Neyin peşindeyiz? Hiç kimse ahiretini düşünmüyor. Ezanlar okunuyor. Camiler açık. Bununla beraber de bütün günah kapıları sonuna kadar açık ve devlet eliyle de koruma altında. Bankalar, kumarhaneler, meyhaneler, kerhaneler, gece kulüpleri, eğlence merkezleri sözde Müslüman bir ülkede hepsi açık ve ful çekiyor. ‘’ye aşı kıl beşi karıştırma geri kalan işi’’ İyi, karıştırmayalım da Müslümanlar ve Müslümanların çocukları ve insanlık bu günah bataklığında cehenneme doğru hızla gidiyor. İnsanlığın en büyük meselesi ‘’cehennemden kurtulmak’’ iken yaşadığımız hayat tarzı cehennemi umursamaz, hesabı gaileye almaz derecesine geldi. Müslümanların bulaştığı faiz artık gayretullaha dokundu. Kimse halinden, günahlara, haramlara bulaştı diye şikâyetçi değil. Bu gidiş nereye böyle? Cevap açık ve net! Büyük bir hesaba ve ateşe… Tesettürü öyle bir hale getirdiler ki, erotizm artık tesettürle birlikte anılır oldu… Örtülü kızların aşk hayatları akıl almaz derecede… Ne hayâ kaldı ne ar… Erkeklerimizi hiç sormayın zaten… Öyle oldu ki Müslümanlar, neye eli uzansa onu helal, yetişemediğini haram kabul eder oldu… Korku, sadece dünya hayatının rahatlığının, elde edilen faizle sağlanan ferah bir hayatın kaybolmaması adına… İsraf! Çocukların ellerinde yüzlerce, binlerce liralık telefonlar… Bir evde birden fazla lüks araç, ekmek almaya bakkala bile arabayla gider olduk… İnternet sarhoşluğu aldı bizi bizden… Siyasi iktidarın sağladığı gayr-ı meşru bir rahatlık biz Müslümanların i&... Devamı

20 06 2014

ABDURRAHMAN AĞABEY BU GİDİŞİN SEBEBİ KİM?

Yeni akit’ten A.Dilipak ağabey ‘’bu gidiş nereye’’ başlıklı bir yazı kaleme aldı.http://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/abdurrahman-dilipak/bu-gidis-nereye-6425.html  Müslümanların ahlaken çöktüğü ve edebin enva-i çeşidinin çiğnendiğini anlatan yazısına hak vermemek mümkün değil. Fakat, Dilipak ağabeyin yazması gereken asıl konu, ülkemiz insanının/Müslüman’ının bu hale nasıl geldiği ve İslami çizgiden nasıl çıktığı olmalıydı.  Ve bu konu yani İslam toplumlarının ahlaksızlaştırılması, Hz.Hüseyin’in şehadetinden bugüne kadar, anlatılması, yazılması, gündemden düşürülmemesi gereken en önemli konulardan biridir. Çünkü,"Benim Cenab-ı Hak tarafından  gönderilmem, güzel ahlâkı tamamlamak içindir."diyen Peygamber'in (s.a.v.) ümmeti, ahlâk-ı ahmediye (s.a.v.) ile ahlaklanmazsa ve Avrupa medeniyetinin seyyiatını hayatından söküp atmazsa, hükümetlerin fertlerinin Müslüman olması da bir şey değiştirmez. Dilipak ağabeyimiz ve duyarlı Müslümanların feryatları da bitmeyecek, tam aksine daha da fazlalaşacaktır. Bataklık zemine yapılacak binalar, bataklık tarafından yutulacağı gibi, fısk çamuru ile yoğrulmuş bir toplumda yapılacak sun'î çözümler de İslam toplumunu fısk bataklığında boğulmaktan kurtaramayacaktır. Geçmişte olduğu gibi, Müslümanların ve Müslümanların oluşturduğu iktidarların göz ardı ettiği en büyük hata budur. Hatta ekser Müslümanların çok büyük kurtuluş kapısı gördükleri AKP hükümeti de bu yanlışı görmediği gibi fısk bataklığını  kuvvetlendiren icraatı ile İslâm toplumlarının İslâmi-ahlâki değerleri ile oynamak... Devamı

23 03 2014

Abdullah Yeğin Ağabey Neyin Peşinde

Sabah gazetesinde ‘’ Bediüzzaman’ın talebesinden Gülen’e son uyarı’’ başlıklı yazıda üstadın talebesi A.Yeğin ağabey çok çarpıcı açıklamalarda bulunmuş. Fakat yapılan açıklamaların Bediüzzaman hazretleri ile alakası yoktur. Üstadın ‘’İslam dünyası Ankara’dan yönetilecek’’ diye bir sözünü 20 yıldır derslere gitmeme rağmen hiç duymadığım gibi risale-i nurlarda da görmedim. Bugüne kadar duymadığım şeyleri duymak beni bir hayli şaşırttı. Bunun üzerine üstadın talebeleriyle yıllar yılı görüşen ve ömrünü risale-i nura adamış ağabeylere müracaat ettim. Görüşmelerim neticesinde üstadın "Eskiden İslam dünyası İstanbul'dan yönetiliyordu, artık Ankara'dan yönetilecek" dediğinden kimsenin haberi yok! Hatta 78-83 yılları arasında A.Yeğin ağabeyin alakadar olduğu bir cemaatteki ağabeyimiz:"A.Yeğin ağabey benim arkamda namaz kılmıştır o zamanlarda böyle bir söz söylememişti. Hatta  cemaate 82 anayasasına "evet" verin dediği için ayrıldığını beyan etti ve ağabeylerin bu kaçıncı aldanışı! Demirel’de aldandılar,82 anayasasında aldandılar, Fettullah Hoca'da aldandılar. Bu hükümette aldanmadıklarını kim söyleyebilir."dedi  Üstelik üstadın talebelerinden Kürt Atıf ağabeyin ‘’Siz benim davamı masonlara satacaksınız’’ dediğinin de birçok canlı şahidi var. Hoca efendiyi ABD gizli servisleriyle işbirliği yaptığını vurgulayanlar, şu cinayet gibi cümleyi sarf ederken kimlerle işbirliği içindeler veya kimlere kandılar? Elbette hoca efendi ve birçok hizmet hareketi şirazesinden çıkmış, İslam adına tasvip edilemez bir hal almıştır. Bediüzzaman’ın eserleri ve hareket t... Devamı

11 03 2014

KİM KİMDEN ÖZÜR DİLEMELİDİR?..‏

Ey siyaset sarhoşluğu ile hakikati görmekten mahrum gazeteci!    Evvela şunu iyi bilmemiz lâzım ki,"Edipler edebli olmalıdırlar. Hem de edeb-i İslami’ye ile müteeddib olmalıdırlar. Matbuat nizamnamesini vicdanlarındaki hissiyat-ı diniye tanzim etsin"(Bediüzzaman). Hissiyat-ı siyasiye  ve milliye değil.    Saniyen, tarafgirlik nazarıyla yazdığınız yazıya mukabil, bu yazıyı, size cevap olarak değil, yazınızla sebep olduğunuz, avam arasında birbiri ile kırıcı münakaşa yapan Müslümanları itidale getirmek maksadıyla kaleme almış bulunuyorum. Çünkü siyasetle sarhoş olanlar hakikati görmekte ve anlamakta zorlanırlar. Bu sebeple muhatabım siz değilsiniz.    Ey kari! Yazar, yazısında "Cennetmekân Abdülhamit'i tahttan indirmek için harici güçler ve içerideki işbirlikçileri..."diye beyanda bulunuyor. Burada çok bariz hatasından birincisi; ehl-i sünnet akidesine göre vefat eden kişinin cennetlik veya cehennemlik olduğuna, kişi hakkında ayet veya hadis olmadıkça, hüküm vermek batıldır. Meselâ, Hz. Ömer(r.a) cennetliktir, diyebiliriz. Çünkü hakkında hadis vardır. Ve keza Ebu Leheb, cehennemliktir diyebiliriz. Bildiğiniz gibi hakkında ayet vardır. Acaba, bugüne kadar duymadığımız bir ayet veya hadis mi var Abdülhamit hakkında da, bir kısım Müslümanlar cennetmekân diyorlar. Ancak şöyle diyebiliriz:"Allah, Abdülhamid’in mekânını cennet etsin."Çünkü bu bir duadır ve güzeldir. Yazarın ikinci ve çok büyük bir hatası ise şudur ki; Bediüzzaman’ı- hâşâ!- bilerek veya bilmeyerek "işbirlikçi" olarak vasıflandırıyor. Bu öyle bir iftiradır ki, şeytan bile buna inanmayacağı gibi, duyan veya okuya... Devamı

11 03 2014

''Çanakkale Geçilmez''

‘’Allah ile savaştık! Tabii ki yenildik…” Bu sözler, Çanakkale savaşı sonrasında Winston Churchill’e aittir. Donanma bakanı Churchill, 1914 yılı eylül ayında Çanakkale Boğazı'nın donanmayla geçilerek İstanbul'un işgalini öngören bir planı Başbakan Asquith’e vermiştir. Ve bu plan 1915 yılı şubat ayının 19 unda hayata geçirilmiş, denizden harekâta başlanmıştır. Osmanlıyı, tek darbede mağlup edeceğini zanneden, dünyaca yüksek makamı işgal eden bu kâfir, Çanakkale’nin ind-i İlahide ayrı bir yeri olduğunu bilmiyordu. Gayelerinde, boğazı geçerek İstanbul'u işgal etmek ve akabinde, hilafet makamını itibarsızlaştırıp  kaldırmak vardı. İşte bu gerçeği bilen Müslümanlar, bu savaşın İslamiyet için ölüm kalım savaşı eşiğinde olduğunun idrakindeydi. Onun için anneler, yavrularını kurbanlık kuzu gibi kınalayıp gönderdi Çanakkale’ye. Bu bilinç, müttefik kuvvetlerinde kendi açılarından aynıydı. ‘’İtilaf Devletleri Savaş Konseyi'nin 28 Ocak 1915 tarihli oturumunda harekât, karara bağlanmıştır. Konsey tutanağında harekât amacı şu şekilde tanımlanmıştı’’ ’’Bahriye Nazırlığı, hedef İstanbul olmak üzere, Gelibolu Yarımadası'nı döve döve zapt edecek bir deniz harekâtına Şubat ayında başlayacaktır.’’ Onların bir planı olduğu gibi dinini koruma vadinde bulunan Allah’ın (c.c)da  bir planı vardı. Allah’ın nusretiyle, Nusret mayın gemisinin döktüğü mayınlar 18 Mart 1915’te dev armadayı boğazın derin ve soğuk sularına gömmüştür. Evet, Çanakkale, belki de geçen yüzyılın en büyük din savaşıydı. Planları akim kalan İngilizler ve onların... Devamı

11 02 2014

Beyin Ve Akıl Tutulması

Kapitalist dünyanın suyuna kapılan Müslümanların, muhtelif sebeblerle akıllarını sağlıklı düşünmekten alıkoyan sarhoşluklarının yüzünden sadece onların bulunduğu coğrafyalar kan revan içinde. Geri kalmış ülkelerin halkları beyin/akıl tutulmasına çok müsait. Ve bu durumdan aniden kurtulamazlarsa zamanla da kurtulmaları zorlaşır.Hele skolastik bataklığına saplanmışlar ise bu imkansız derecesinde zordur. Emperyalist güçler bu durumu iyi kullanır. Akıl ve fikir dünyalarının başkalarının cebinde olmasından dolayı onları, başkalarının yönetmesi, yönlendirmesi ve gidişata göre sevk etmesi çok kolaydır. İnancınızı ve değerlerini bilmezseniz ve bunun yanında da düşmanınız olan kâfir ve münafıkları tanımazsanız gizli veya açık sömürge olmanız kaçınılmazdır. ‘’Ey Rabbim..Şimdi içimizden birtakım beyinsizlerin işledikleri günah sebebiyle bizi helâk mi edeceksin?’’ (Araf 155) Son zamanda ortaya çıkan hükümet ve cemaat sürtüşmesi bundandır. Bu savaşın perde arkasında Hıristiyan ve Siyonistler var. Yani; emperyalist ve kapitalistler var.  ‘’ Şeytanı dinleyen bir nefis, kusurunu görmek istemez.’’ sırrınca ve içimizdeki beyinsizlerin giriştikleri stratejik harbin neticesinde kazançlı çıkan Yahudi ve Hıristiyanlar olacak. Geçmişte  olduğu gibi bugün de onların kaybedecek birşeyleri yok ama kazanacakları çok şeyleri var,taabii ki dünya chetiyle! Ne oldu Arap baharına? Siyonistlerin çıkarları söz konusu olunca ortada bıraktı batı dünyası onları. Gözümüzün önünde Filistin’i kimse görmek istemiyor. Koparılan suni fırtına dindiğinde gerçekler gün yüzü... Devamı

24 01 2014

Konjonktür-el Müslümanlar

Bukalemun misali insanlar vardır, toplumsal yaşantımızın içinde bunlara sıkça rastlarız. Bilim adamları bu hayvanları şöyle tanımlamış: "Belli etmek istedikleri duygulara göre renk değiştirebilen, şekil alabilen omurgalı sürüngen." İslam fıkhında bu tarz insanlara da ikiyüzlü münafık denir. Tabii münafıklık da iki kısımdır:1-İtikadî münafık 2-Amelî münafık. Menfaatleri doğrultusunda onları devamlı değişken bir şekilde bulursun. Adeta tanıyamazsın! Yıllar yılı arkadaşlık, dostluk yapmışsındır, akrabanda olabilir. Azıcık zülfüyârına dokunsan kedi gibi tırnaklarını çıkarıverirler. Dünya genelinde Müslüman coğrafyaları içinde oluk gibi akan kan onları hiç mi hiç ilgilendirmez. Onlar, rüzgâr nereden eserse o tarafa yatan ağaç dalları misali, siyasi ve politik ortamın atmosferi doğrultusunda yön ve rotaya tabidirler. Fakat onları her seferinde büyük dava adamı edasında görürsün. Türkiye’de, son zamanların en büyük fikir erozyonu ve Müslüman kaybı yaşanmakta, menfaatler ön planda tutulmaktadır. İnancımız, imanımız olan İslam; en büyük günahı, şirk saymıştır.         “Allah kendisine şirk koşulmasını asla affetmez.” Ayet-i kerimesi bizlere çok büyük ders vermektedir. Şirk: Allah`tan başka ilâh tanımak ve O’na ortak koşmaktır. Gizlisi ve açığı vardır amma en tehlikelisi gizli olanıdır. Çünkü insan şeytanın tuzağına düşmeye meyillidir. İçten içe kendini üstün görebilir ve söylemlerinde farkına varmadan ilahlık (hâşâ!)  iddiasında bulunabilir. Riya, ikiyüzlülük, nefsin kendini ilâhlaştırdığı en büyük kavramlardır.... Devamı

26 01 2013

HANGİ SAFTA'yız?!

http://www.tarafligazete.com/HANGI-SAFTAyiz.html    Lübbü (özü) bulamayan, kışır ile meşgul olur. Sırat-ı Müstakimi görmeyen, ifrat ve tefrite düşer. Muvazenesiz ve mizansız olan çok aldanır, aldatır. Evet, biz Müslümanlardaki  en büyük hastalıklardan birisi, TENKİD’dir. Bu ise, maddiyun felsefesinin içimize attığı sâri bir illettir. Bu illetten kurtulmanın çare-i yegânesi, Kur’an-ı Mu’ciz’ül-Beyan'ın ölçüleri ile meselelere yaklaşım göstermektir. Yoksa hastalığı zehirle tedavi etmeğe çalışmak, değildir.           Bana bu sözleri yazdıran mesele, son zamanlarda Risale-i Nur eserlerinde yapılan tahrifatın farklı yerlerde sık sık gündeme getirilmesidir. Hasta bir adama, devamlı:"Sen hastasın" demekle iyileşmeyeceği gibi tahrifat konusunu da tutî kuşları gibi devamlı gündeme getirmekle de Risale-i Nur'daki tahrifatlar düzelmeyecektir. Çünkü, Cenab-ı Hakk'ın koruması altında olan yalnız Kur'an-ı Mu'ciz'ül-Beyan’dır. O’nun mübelliği olan Hz. Muhammed (a.s.m)'ın sözlerinde bile o kadar çok tahrifatlar, uydurma hadisler yapılmış ki, hadis uzmanları bunları ayıklamakta çok zorluk çekmişler, hatta tam manasıyla muvaffak olamamışlardır. Dolayısıyla Risale-i Nur'larda yapılan tahrifatlar, yeryüzündeki Habil ile Kabil arasında başlayan Hak-Batıl mücadelesinin bir neticesidir. Ve herkes inandığı uğrunda mücadelesini verip huzur-u İlahîye hesap vermek için gidecektir.          Peki, biz, bu Hak-Batıl mücadelesinde hangi saftayız? Uhudda öldürüldüğü zannedilerek yayılan sözlerden ye'se düşüp Hak yolunda m&uu... Devamı

30 12 2012

Bir Döngüye Tabi Dünya Hayatı, Siz Yaparsanız Çocuğunuz Da Yapar

Sahip olduğunuz güzelliklerin  değerini  bilmezseniz, kaybettikten sonra kazanmak için harcayacağınız çaba, yüreğinizdeki yangını söndürmeye hiçbir zaman kâfi gelmez. "İslam dini kendinden önceki batıl davranış ve adetleri kökünden söküp atar." Allah'ın lütfettiği ve üzerinde titrediğimiz hayatın kıymet ve değerini, Azrail (a.s) kapımızı çaldığında çok iyi anlayacağız fakat iş işten geçmiş olacak! İslam’ın en büyük özelliği, başka toplumlara yani gayr-i Müslim ve putperestlere benzememektir. Peygamberimizin(a.s.m) bu konuda kat-i emri ve tatbikatı olmasına rağmen biz Müslümanlar yine de hayatımızın birçok meselelerinde onlara benzemekten kendimizi kurtarmak gibi bir çabaya girmiyoruz.  Kendilerini kurtarmış olanlara-sahabelere- ütopik bir gözlükle bakıp, bugün asla olamaz diyerek Allah’ın dininin hakimiyetini kabulden ve hayata uygulamaktan çok uzak görüyoruz. İşte yine bir yılbaşı daha geldi. 2012 bitecek ve 2013' e gireceğiz. Bizimle yani Müslüman’la alakası olmayan bir âdeti, biz yine bizden olmayanlarla kutlayıp onlara benzeyerek fiilî olarak bir ibadet yapacağız. Her ne kadar toplumun büyük bir bölümü ‘’yok canım ne alakası var’’ deseler de, aynı kuyudan su çekmek farklıdır, çünkü suyu çeken her bir fert farklı amaç ve kullanımla suyu çektikten sonra ayrılırlar. Ama aynı kuyuyu köreltmek için taş atanlar- niyetleri ne olursa olsun- aynı amaç ve gayeye hizmet etmiş olurlar.  Dolayısıyla ortada tek amaç vardır ki, yılbaşını kutlamak ve bunun yanında onların yaptığı gibi, hindi, şarap, içki, dans vs. ile eğlendiğini s&... Devamı

10 09 2012

Esnaf Odaları Ne İşe Yarar?

Son dönemde Türkiye’de ticari hayat, küçük işletme, esnaf ve sanatkâr için sıkıntılı seyretmekte ve daha da kötüye gittiği görülmektedir. Ağır vergi ve kira bedelleri bu işletmelerin bugün için en büyük sorunudur. Bir başka sorun ise, kayıt dışı mücadele kapsamında geriye dönük uygulamalardır. Hiçbir hükümet, vatandaşını geçmişe dönük, çıkarılan kanuna tabi tutmamıştır. Esnafın sırtında, çok çok büyük bir diğer kambur da, ticaret sicil ve esnaf odalarıdır. Bu odaların kayda değer mal varlıkları, işletmeleri, arazileri, daireleri, yüksek miktarda kâr getiren ticarethaneleri bulunmaktadır. Buna rağmen bünyesindeki üyelerine, bu kâr ve gelirlerden dağıtmadıkları gibi her yıl alınan aidatlara da yansıtmamaktadırlar. Birçok esnaf odası da bugün sadece sembolik olarak varlığını sürdürmekte, esnafa lazım olan belge ve evrak vermekten başka bir görev yapmamaktadır. Şirketler, kendi varlıklarını sürdürebilmek, ekonomiye canlılık katabilmek için kâr oranlarından fedakârlık yaparken bir yandan da mali yükümlülüklerini yerine getirmek için uğraşmakta, fakat bir türlü kan kaybına engel olamamaktadırlar. Kuruluş gayesi; esnaf ve sanatkâra destek, teknik ihtiyaç ve mesleklerinde genel menfaatlerine uygun olarak gelişmelerini ve meslekî alanda eğitimlerini sağlamak olan bu kurumlar bugün sadece aidat ve para almaya yönelmişlerdir. Tabii ki; bu demek değildir ki, bütün odalar bu kapsamdadır. Elbette bulundukları konumu muhafaza eden ve esnafının, sanatkârının çıkarlarını koruyan başkanlar ve odalar vardır. Fakat burada anlatmak istediğim olay, hükümetin, esnafı ve sanatkârı ticari hayatta her alanda odalara bağlama... Devamı

10 09 2012

MAGANDALAR HANGİ DİN’E MENSUP

  ‘’Mahlûkatın en mükerremi, belki en a'lâsı olan insan, eğer bozulsa, bozuk hayvandan daha ziyade bozuk olur.’’ Yoğurt ile tereyağının bozulmasındaki fark gibi. İzmir’de parkta oynarken nereden geldiği belli olmayan kurşunla vurularak hayata gözlerini yuman Umut Ceylan cennete uçtu. O cennete gitti. Oysaki ailesi ne ümitler besliyordu gelecek için hayallerinde Umut adına… Zaman içinde kim bilir kimlerin hayalleri böyle serseri maganda kurşunları ile mahvoldu gitti… Elbette ölüm Allah’ın emri, diyecek bir şeyimiz olamaz… Amma sebebler tahtında da tedbir bizden takdir Allah’tan… Allah’ın kâinatta yarattıklarının en üstünü olan insan ve insan içinde en makbulü iman edenlerdir. İman, başkasının sizin elinizden, dilinizden, belinizden kısacası; sizden insanlığa hiçbir zararın gelmeyeceği anlamlarını barındırır. İmanın insana yüklediği en büyük ödev, hiçbir mahlûkata ve doğaya zarar vermemek, maksimum düzeyde insanlığa fayda sağlamaktır. Böyle olmasına rağmen ülkemiz insanının  % 99'u Müslüman olmasına ve Müslümanlığı kimseye bırakmamasına ve en güzel İslam Türkiye’de yaşanıyor teranelerine karşılık ufacık Umut’u vuran maganda hangi dine mensup dersiniz? Bir madde bozulursa kurtlanır, kokuşur, rengi değişir çevresine yaklaşılamaz hale gelir ve onu kaldırıp atarız.  Peki, insan bozulunca?  İnsanın insan olma programını yüce Allah, kitabı olan Kur’an’da bize göndermiş. Programlayıcımız O’dur. Ne yazık ki, insan bozulunca direksiyon hâkimiyeti kaybolmuş araba gibi sağa sola zarar verdiğinden- programcıya zarar veremese de- programlanan insana haddinden fazla zarar veriyor. Her şeyin dozunu ka&cc... Devamı

25 08 2012

Kürt Meselesi mi, Terör meselesi mi, İman Zaafı mı?

İran İslam devriminden sonra devrimin Ortadoğu’da yayılmasından korkan işgalci Siyonist Yahudi zihniyet, ülkemizde de hayatlarında İslam’ı bariz şekilde yaşayan Kürtlere de bu devrim ateşi sıçrar korkusuyla, içimizdeki derin oluşumların da yardımıyla, Kürtleri İslam’dan uzaklaştırmak, yalnızlaştırıp kullanılacak bir piyon yapmak için PKK terör örgütünü kurdurmuştur veyahut kurulmasında büyük rol oynamıştır. Yani;  PKK’nın kurdurulmasındaki asıl maksad, Müslüman Kürtleri ümmet çizgisinden milliyet çizgisine çekmek ve asırlardır omuz omuza Tevhid bayrağı altında yaşayan ve savaşan Türklerle karşı karşıya getirmek içindir.. Aynen Araplarla Türkleri yıllardır karşı karşıya getirdikleri gibi. Çünkü bu üç millet, tarih boyunca İslam’ın getirdiği kardeşlik anlayışı içerisinde küfre ve Siyonizm’e karşı yek vücud olmuşlardır ta ki, Siyonizm’in menfi milliyetçiliği İslam toplumunun içine sokuncaya kadar.. Osmanlıdan sonra Türkiye cumhuriyetinde ulus devlet anlayışını hâkim kılarak, halklar arasında kopukluğun sağlanmasını sağlayan batı ve Siyonistler, totalitarizmi de devletleştirerek milliyetçi bir toplum oluşturdukları ve ümmet anlayışını unutturdular. Neticede Müslümanlar arasındaki kardeşlik bağlarını kopararak ki, imanın en önemli unsurudur. Allah Resul’ünün, mealen ifadesiyle, birbirimizi sevmek ve gerçekten sevmedikçe iman etmiş sayılmadığımız halde, getirildiğimiz nokta çok vahim ve sakim bir durumdur. Son terör olaylarından sonra emekli bir din görevlisinden işittiğim faşizanca sözler, en az teröristlerin akıttığı kanlar kadar acı verici idi.  ‘’ Bunların (Kürtlerin)masumlarını bile öldüreceksin, doğuyu ağır... Devamı

15 01 2012

statiko

Ak parti iktidarı Müslümanları ''statiko''cu bir yörüngeye oturtmayı başardı. Süregelen küfrü Müslümanların nezdinde meşrulaştırdı. Herhalde, sistemi kurup kurdukları rejimi oturtmaya çalışanlar bugünleri görse idiler harcadıkları performansa acıyacaklardı. Devamı

26 12 2011

Ceza... Ceza... Ceza...

Adres değiştirdin bildirmedin ceza! Çocuğun oldu nüfus cüzdanını çıkarmak için geç kaldın ceza! Sigara içtin ceza! Aracına, ne işe yaradığını bilmediğin (K) belgesi almadın ceza! Ceza... Ceza... Ceza... Eğitimde dogma bir sistemden kurtularak verilmesi gereken toplum bilincini cezalarla sağlamaya uğraşan hükümet Kendi maaşlarına gelince bir gecede işi karara bağladı. Devamı

13 12 2011

(alıntı)

  Bu karanlık yer vatan değil ki, paylaştığımız   Dünya denilen bir çürük kafes, eğleştiğimiz Firavunlar hep tahtlarındalar gitmediler ki   Ebucehiller bir değil binmiş bitmediler ki   Denizler bize yol vermiyor yarmaz bin asa   Ve gün bugündür halimiz bu hal yetiş ey Musa   Boğulmak üzereyiz yabancı bataklarda asanı uzat Musa Yer gök heykel her yer heykel yetiş İbrahim   Ordumuz yenik boynumuz bükük yetiş Muhammed Bizi tut Devamı

13 11 2011

Saliha Bir Eş Arıyordum (alıntı)

Saliha Bir Eş Arıyordum Saliha Bir Eş Arıyordum Yaş 25 evlilik zamanı geldi geçti derken annem açtı yuva kurma konusunu. saliha bir kız olsun gerisi gelir diye düşünüyordum. yakın bir akrabamızdan haber geldi.komşuları çok dindarmış,kızlarının ailesinden dahada dine bağlı olduğunu duyunca sevindim.gittik bir görelim görüşelim dedim.ilk ailesiyle konuştum.hatta ben konuşmadım sürekli onlar konuştu.şaşırdım kaldım... bir şey diyemedim... kına gecesinde en iyi müzüsyenler olacakmış...düğünde keza aynı... ev dayalı döşeli olacakmış,hemde hepsi en pahalısından... araba olacakmış son model hemde,çünkü komşunun damadı sıfır araba almış geçende...anne hadi kalkalım diyecektim utandım... kızla görüştürmek istediler...İslamiyete uygun olarak görüştük... on beş bilezik...en güzel gelinlik(10 bin tl)...en büyük düğün salonu...ne diyeceğimi bilemedim... ben saliha bir eş istiyordum sadace... istekleri bir türlü bitmiyordu...o anda yan taraftaki aynaya gözucuyla baktım kendime...görünüşümdede bir iş adamı profilide yoktu... yirmi beş dakika konuştu istekleri bitince sıra bana geldi. senin isteklerin nelerdir dedi... biran önce kalkıp gitmek istiyordum sıkılmıştım, geleli bir saat olmasına rağmen dünya malına bağlananlarla birlikte olmak içimi karartmıştı...tekrar sordu isteklerin nelerdir... hayırlısı olsun dedim kalktım... nezaketle ayrıldık evden...yolda giderken telefon geldi... amcam arıyordu.. yan komşuları serhat amcanın kızı varmış...serhat amca çok iyidir...çocukluğumdan beri tanırdım kendisini... tamam dedim dedim amcama geliriz... Serhat amcalara gitmek için hazırlanıp annemle koyulduk yola,on beş dakika sonra ulaştık evlerine. Sohbet açıldı çocukluğumuzdan,başladı b... Devamı

17 02 2011

Açtığın yoldan niceleri geldi geçti ey şehit!

Açtığın yoldan niceleri geldi geçti ey şehit! Sen bir öncü seriyesin tek başına, gittiğin yol hep doğru her daim doğrudur. Arkandan gelenler hiç yanılmadılar, yenilgi nedir bilmediler Destansı yürüyüşün, sevgilisine koşan maşuk gibi, vardığında menziline son bulur Rabbinin huzurunda. Akan kan soğuk zeminde aşk çiçeği olur, sevda olur, kandil olur içi yananlara Ve sen cennet bahçelerinden kimsenin çıkmak istemediği yerden geri gelmek istersin. Maşukuna aynı yoldan dönüp kavuşmak için, vuslat için…    ... Devamı

21 01 2011

Mavi Marmara

Ey Mavi Marmara gitin, yoklukların ve yoksulların derdine bir nebzede olsa derman olmaya. Fakat bilemedin ki, insanlıktan yoksun olanlarla karşılacağını... Ve şimdi geri geldin, mahsun yüreğimizi sevindirin, ve yeni şehid adaylarını yetiştirecek bir okul oldun. Allah şehadetinizi mübarek etsin ey Mavi Marmara şahitleri... 03/01/2011 Devamı

18 01 2011

özlem

Eğer; bulacaksan beni de bir şubatta soğuk betonlarda, bulacaksan beni de bir gemide karanlık sularda, bulacaksan karlı dağlarda, puslu sabahlarda gel ey şehadet beklerim gözlerim yollarda... Devamı

16 01 2011

korma yürü

Sen korkma yürü saklanmasın derinlerde sevdaların Yürü ki, sevdalara açılan bayrak dalgalansın özgürlüklerde Özgürlük senin şiarın imanın, hürriyet var kanında Esaret bize göre değil, sen sevdasın, sen merhamet… Ne kadar sürdürecek zulmünü zalim, onun süresi var dünyada vade dilen Ama senin, sevdan var, senin direnen ruhun dirilten imanın var… Dayandığın yer kuvvetli, sarsılmaz, yıkılmaz sen oradan aldın gücünü Gücün yüreğinde ki imanındır… Karanlık gecelerde kara zihniyetlilere yaptığın beddua İbrahim’in (a.s) put kırıcılığında, Muhammed (s.av.)in hicretinde var olandır. Ve var olman senin, putların, putlaşanların, putlaştırılanların en korkulu rüyasıdır. Yürü mücahidim yürü ki açılsın önün, her engel sana iman sana kuvvet ve zafere vuslattır…                                                         İsmail koca/ ismailkoca74@hotmail.com     ... Devamı

27 06 2010

gitmek

Gitmek, gidebilmek ancak senin için bir yerlere Gitmek, belki senin için, dönüşü ebediyet olan yerlere Gitmek, gidenlerin ardından Gitmek, bir seher vaktinde, Gitmek peşin sıra tutuşturmak için, gönüllerin kandilini Gitmek, aşkla yanan gönüllerden süzülen bir damla gibi Gitmek, belki de yardan geçerek, hayallerde yeşeren sevdalara Gitmek, durdurmak için zulmü, gözyaşını Gitmek, emirlere uyarak, emirlerin gerçek sahibine itaat için Gitmek, ey şehit açtığın yolda, şahitliğini ispatlamak için Gitmek, verilen söze sadakat için Gitmek ve son sözü söylemek için sonuna kadar, ey şehit Gitmek ilayı kelimetullah’ın hakimiyeti için, selam sana ey şehit…   ... Devamı

09 06 2010

varmısın

Varmısın. 18.01.2010 Yeniden zafere, yeniden dirilişe, yeniden direnişe, Ve yok olacakken umutlar, yeniden mücadeleye var mısın? Yakarak imanın meşalesini yeniden güneşin vardığı her yere Varmaya var mısın? ...Gönüllerde yeşermeye, kalplerde sevilmeye var mısın? Kuşanarak zorlukları, tersten esen rüzgâra kafa tutmaya var mısın? Var mısın? Bayrak dikilecek tepelere hayatın pahasına çıkmaya var mısın? Devamı